Spor

Sporda Kazanmak ve Ötesi

Spor çoğu zaman kazananlar üzerinden yazılır, çizilir. Dillerde hep kazananlar dolaşır. Kupalar, madalyalar, şampiyonluklar, alkışlar ve rekorlar… Peki spor yalnızca bunlardan ibaret midir? Maalesef, sporun asıl hikayesi çoğu zaman bu manşetlerin dışında bir yerde kalmıştır. Çünkü spor herkes için kazanma ihtimali olan bir yol değildir. Bazıları için kazanmaktan ziyade ayakta kalabilmek, dağılmamayı başarabilmek mücadelesidir. Bunu başarabilmek onlar için kazanmak kadar değerlidir.

Herkes spora aynı yerden başlamaz. Kimi insan en modern salonlarda çalışırken, kimileri de beton zeminde yırtık ayakkabısıyla çalışır. Antrenörü olan da vardır, sadece iç sesini dinleyende. Burada anlatılmak istenen asıl mesele ise fiziksel olmaktan çok toplumsaldır. Sporun romantize edilen eşitlik algısı, gerçek hayata gelince karşılığını bulamıyor. Çünkü kimsenin imkanları aynı olmuyor.

Sabah erken saatte kalkıp koşuya giden, modern bir salonda ağırlık kaldıran veya sokak lambasının altında tek başına top sektiren, hepsi farklı koşullardır. Ama onlar için spor bir hedef olmaktan çok, tutunma biçimidir diyebiliriz. Hayatın getirmiş olduğu gelecek kaygısı ve zihinsel yorgunluktan kaçıp bir an olsun nefes alabilmek asıl hedefleridir.

Dayanmak kelimesi sporda genellikle fiziksel olarak ele alınan bir kavramdır. Kalp atışlarının hızlanması, kasların yanması, hızlı nefes alışverişi gibi şeyleri sayabiliriz. Dayanmak sadece bunlardan mı ibarettir? Asıl dayanıklı olmak zihinde başlamaktadır. Her gün aynı rutini devam ettirebilmek, hemen sonuç alamadığı halde vazgeçmemek, kimsenin farkında olmadığı halde ısrarla çalışmaya devam edebilmek ve mentaliteyi sağlam tutabilmek… İşte bunlar, bizce sporun görünmeyen yüzüdür. Bu yüzden spor, yalnızca bedenleri değil; sınıfları, şartları ve hayalleri de içine alır. Herkesin aynı sahada koştuğu söylenir ama kimsenin yükü aynı değildir.

Tarih boyunca da imkansızlıklar içinde spora tutunan ve başarılar kazanan sayısız örnek vardır. Bunlardan bazı isimleri elbette büyük çoğunluk biliyordur ancak biz yine de şaşıracağınız detayları burada ele aldık.

Emil Zatopek, “Çek Lokomotifi” lakabıyla tanınmış bir koşucudur. İlk kez katıldığı 1952 Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmıştır. Ancak onun efsaneleşmesi başarısından çok imkansızlıklara rağmen vazgeçmeyen bir tarza sahip olmasından kaynaklıdır.

Muhammed Ali, olimpiyat ve dünya şampiyonu boksördür. Kariyerinde çıktığı maçlarda sadece 5 kez mağlup olmuştur. Onun boksa başlamasının kıvılcımı ise çocukken çalınan bisikletiydi. Muhammed Ali, başarılı bir boks kariyeri dışında ırkçılık ve haksızlık karşısında verdiği mücadeleler vesilesiyle de efsane olmuş bir isimdir.

Alen Iverson, NBA tarihine damga vurmuş önemli bir basketbolcudur. Boyu kısa denmesine rağmen sahada oldukça korkusuz ve agresif bir tutumu vardı. Sokak kültüründen gelmesi de bunda etkili olmuştur. NBA’e sokak ruhunu ve tarzını rahatlıkla taşımıştır.

Birçok Kenyalı ve Etiyopyalı atlet maraton koşularında dereceleri ellerinde bulundurur. Bu isimleri saymakla bitiremeyiz elbette. Çocuk yaşlardan itibaren herhangi bir tesis görmeden koşmaya başlarlar. Ancak arka planda bu atletler için spor, kariyerden önce bir hayatta kalma ihtimalidir.

N’Golo Kante, aktif olarak Al Ittihad ve Fransa milli takımının futbolcusudur. Onun hikayesinde de çocukluğunda çektiği maddi zorluklar vardır. Ayrıca boyu ve fiziği nedeniyle küçümsenmiş bir isimdir. Ancak o da pes etmeyenlerdendir, Leicester City, Chelsea ve Fransa ile önemli başarılara imza atmıştır. Mütevazı karakteriyle saygı duyulan bir isim olmuştur.

Michael Jordan, Chicago Bulls ile 6 şampiyonluk kazanmış basketbolcudur. Lise döneminde okulunun basketbol takımına alınmaması onu basketboldan vazgeçmek yerine daha da ateşlemiştir. Kaybetmeyi asla kabul etmeyen, hırslı bir isimdir ve bu hırs onu efsane yapmıştır.

Kieran Behan,(Jimnastikçi) çocuk yaşlarda kendisine bir daha asla yürüyemeyeceği söylenmiştir. Yaşadığı sakatlıklar sayılamayacak kadar fazladır, ama hepsinden dönmeyi başarmıştır. Bu kadar imkansızlık arasından çıkarak olimpiyat sahnelerine dönen Behan’nın hikayesi madalyadan çok, vazgeçmemekten oluşmaktadır.

Ibrahim Hamato, 10 yaşında tren kazası geçirip kollarını kaybeden bir masa tenisçisidir. Ancak buna rağmen vazgeçmeyen Hamato, ağzıyla raket tutup ayağıyla servis atarak spora devam etmiştir ve imkansız denilen her şeyin mümkün olabileceğini göstermiştir.

Usain Bolt, dünyanın en hızlı adamı, 100 ve 200 metrede rekorlar kırmış bir koşucudur. Bolt’un, hafif – orta düzeyde skolyozu vardı. Doktorlar normalde bu hastalığın dezavantaj olduğu söylüyordu. Buna rağmen dünyanın en hızlı adamı olmayı başarmıştır.

Bethany Emilton, profesyonel bir sörfçüdür. 13 yaşındayken bir köpekbalığı saldırısında sol kolunu kaybetmiştir. Bu olay sonrasında ise vazgeçmemiş ve tekrar tahtaya çıkarak sörf yapmaya devam etmiştir. Bu kararlı tavrı ve cesaretiyle birçok insanı etkilemiştir.

Tyson Fury, Britanyalı ağır siklet boksörüdür. Dünya ağır siklet boks şampiyonluğunu kazandıktan sonra depresyon ve alkol problemleri baş göstermiştir. Kısa sürede çok kilo olan Fury, bokstan tamamen kopmuştur. Zirveye çıktıktan sonra bu sorunlarla uğraşmıştır. Daha sonra tam olarak bitti denilen noktada kendisiyle olan bu savaşı kazanmış ve tekrar ringlere dönmüştür.

Bu hikâyeler bize şunu hatırlatıyor: Spor yalnızca kazananların değil, vazgeçmeyenlerin alanıdır. Madalya alamayan, kupaya dokunamayan ama her gün ayağa kalkıp devam edenler de bu hikâyenin içindedir.

Kazanmak elbette değerlidir ama her hikâye zaferle ölçülemez. Bazıları için sabah yataktan kalkabilmek, bazıları için bir gün daha pes etmemek, bazıları için ise sadece devam edebilmek başlı başına bir başarıdır. Bu yüzden spor, sadece bedenleri değil; iradeyi, sabrı ve umudu da sınar. Ve belki de bu yüzden, sporun gerçek kazananları çoğu zaman manşetlerde yer almaz. Çünkü bazıları için spor, kürsüye çıkmak değil; hayata tutunabilmektir.

Bazen en büyük zafer, kimse alkışlamazken bile yoluna devam edebilmektir. Ve günün sonunda, kazananlar yazılır ama asıl hikâye, kimse fark etmeden ayakta kalmayı başaranların omuzlarında taşınır.

Emin ÇAKIR

                                                           KAYNAKÇA

https://www.sporsepeti.com.tr/blog/ilham-veren-10-sporcu-hikayesi

https://sertifika.karabuk.edu.tr/profesyonel-sporculardan-ilham-veren-hikayeler-blog?srsltid=AfmBOoofup4tcfSQxbhWaw10qu3FrvPZlAtXIDVCI8jkiyXeXf9jRcFn

https://www.oggusto.com/spor/sporcularin-ilham-veren-hayat-hikayeleri

https://tr.wikipedia.org/wiki/Tyson_Fury

https://tr.wikipedia.org/wiki/Usain_Bolt

https://tr.wikipedia.org/wiki/N%27Golo_Kant%C3%A9

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu